SOĞUK MEMLEKETİN SICAK İNSANLARI

SOĞUK MEMLEKETİN SICAK İNSANLARI

ÇAT BELEDİYE BAŞKANI ARİF HİKMET KILIÇ (İHA/ERZURUM-İHA)

 

Öten sene; 2016 3. Erzurum Kitap Fuarı’ndan döndükten sonra Anadolu’nun Önsözü Erzurum başlığı altında diziler takdim ettik www.hocalihaber.com okurlarına.   Bu sene dönüş yazlarımızda  soğuk Erzurum’un sıcak insanlarından bahis açacağız.  

I YAZI

Çat Belediye Başkanı Arif Hikmet Kılıç: Erzurum’da Yaşam Sürdürmek Demek; Erzurum Sevdasıyla Yanıp Tutuşmak Demektir!

 

 

 

Yol uzun, vakit dar. Görüş yerini ise değişmek olmazdı.  En iyi suretle gitsen bele 45 dakika sürecek yol için yardımımıza taksi gelir. Sürücü ile yaptığım pazarlıktan yine de o karlı çıkır. Yabancıyım; acelem var ve… vesi o ki artık yoldayız ve sağımdan ve solumdan  görünen, çok yüksek olmayan eteği yeşillik, tepesi karla örtülü  dağların görünüşünü seyir edirem. Monoton güzellik rüya gibi beni bürüyor.  Ne zaman uykuya daldığımı bilmiyorum ama  kulaklarımın çınlamasına uyanırım. Şoför nese sorur, bense sadece onun ağzının açılıp yumulmasını görürem. Rakım   farkının ilk defa bu yerlere ayak basanlara yaşattığı problemi kendimi sakinleştirmek etrafı seyir etmekle aşmağa çalışırım.

Çat Belediye Binasının karşısındayım.  Çat ilçe merkezi en modern bir kentten farklı değil.  Lise, öğrenci yurtları, alış veriş merkezi. Daha çok belediye binasının giriş katındaki kadın odası merakımızı çekir.  Önce  sığınma evi olduğunu düşünürem. Ama… burası farklı bir tesistir.  48  civarında köyü olan  Çat merkezden Erzurum’a belli  saatlerde dolmuşlar kalkıyor.  Köylerden gelen kadınlar sokakta kalmasın, rahat etsin diye  giriş katın büyük kısmını dayayıp döşeyip kadınların ihtiyarına vermişler. Çay, kahvaltı, bebek odası, hasta sahiplerinin rahat edeceği ortam sadece beni hayrete düşürür.  Belediye başkanı Akif Hikmet Kılıç farklı yaklaşımı ile hayretimizi giderir.

Akif Hikmet Kılıç: Artık kadınlarımızın ve yaşlılarımızın dinlenebileceği, namazlarını kılabileceği, bebeklerini emzirebileceği, Çaylarını kahvelerini içebileceği özel garsonu bulunan Çat’ a yakışır bir KADIN DİNLENME EVİ var. Kadınlarımıza gereken ilgiyi göstermeye söz vermiştik. Değişen, Gelişen Çat için çalışmalarımız tüm hızıyla devam etmektedir. Milli,  manevi ve mukaddes değerlerimizin yaşatılır olması ve devamının sağlanması adına, Anadolu ve öncesi tarihimizde olduğu gibi kadınlarımızın hak değere sahip olması ve liyakatiyle mensup olduğu makamında bulunması adına, Çat Belediyesi olarak kadınlarımızı, yaptığımız Dinlenme Evi ile  ulvi derecede uhrevik makamına taşınmış bulunmaktayız.

Örnek bir projeden en çok faydalanan kadınlarla hoş sohbetimiz uzun olur. Konuşmamdan hemen Azerbaycan’dan olduğumu anlayırlar. Kahve tekliflerini geri çeviririm ve çay kültürümüzden bahis açıram köylü teyze ve ablalarıma. En çok sevdikleri de teyze, abla hitabı olur. Konuşmamız uzun sürerdi belki ama zaman kısık ve iş,  nasıl derler bizde, baştan aşır.  Sosyal projelerle tanış olduktan sonra daha politik soru yok:

Hocalı Haber: -Devletten ne kadar yararlana bilir Çat insanı?

Neden sorduğumu yüzümdeki ifade belli edir. Adam CHP-li. Ülkenin yönetimi AKP. AKP-li belediye başkanı olan bir yerleşkeden CHP belediye başkanının idareci olduğu semte   taşındığımdan belki bu ülkede yabancı uyruklu olarak ikisi arasındaki farkı en iyi men anlarım. Tahminen bu tür küçücük bir  açıklama ekleyirem soruma.

Akif Hikmet Kılıç:-Tabii ki ülkenin durumuna muhalif parti gibi biz de katkıda bulunuruz, iktidarın yürüttüğü politikaya karşı çıktığımız gibi, desteklediğimiz de olur. Ama biz bir  toprağın insanıyız ve hangi partini temsil etsek de  ilk işimiz bize güvenen, bizi yönetime getiren seçmenimizin itimadını doğrultmaktır.  Kendi imkanlarımı kullanırım bazen. Bu insanlar bana güvenmiş, onlara önce yaşam kalitesi, geniş ufuk sonra siyaset lazım. Tabii söz konusu vatansa bunlar hepsi teferruat. Göreve geldiğimiz günden bu yana Büyük Şehir Belediyesi ile hiç ters düşmedik, koordinasyonlu bir şekilde çalıştık.  Hiçbir ayrımcılık yapmadık, çünkü siyasi ayrımcılığı  görevimize yansıtsak olan vatandaşa olacak.  Hepimiz bu vatanın evlatlarıyız. Ama yaşam kalitesi de önemli. BU bakımdan düşünüyorum ki, son yıllar önemli bir hareketlilik yaşadı Çat. İlçe merkezinde yüksek öğretim okulu için müracaat etmişiz. Erzurum İnsanının yüklü ısıtma faturalarını düşük fiyatlarla ödemesi için mücadele veriyoruz. Çünkü Erzurum farklı bir doğaya sahiptir ve Erzurum’da yaşam  sürdürmek demek; Erzurum sevdasıyla yanıp tutuşmak demektir. Bu sevdalıların kadrini bilmelidir bu devlet. İnsanlar bu dağların arasında verdikleri hayat mücadelesinin bedelini yüklü faturalarla ödemeli değiller.

 

Hocalı Haber: -Erzurum’a yaz gelecek dediler ama ben 11 ay 29 gün orda oldum hiç görmedim. Gelmişse de benden sonra gelmiş. Böyle bir yerleşkede bol kazanç, yatırım koyulası alanlar da kıt olur. Çat insanının kalkınması ne mümkün.

Akif Hikmet Kılıç: -Odur ki Erzurum hep devletten alacaklıdır fikri sabittir. Ama alacaklı olmak para kar anlamında değil. Erzurum’un devlet destekli,  kapsamlı sosyal projelere ihtiyacı var.

Hocalı Haber: -İstenilen alanda var bu projeler. Örneğin TOKİ evleri vatandaşların evle tamın olunması için en iyi sosyal projedir.

Akif Hikmet Kılıç: -Ama TOKİ  bile insanımızın bütçesini çok zorluyor.  Ben kendi firmam adına bir site yaptım ve ilçe merkezde  75 -90 bin tl fiyatlarla vatandaşlara sattık.   Bu ne demek oluyor? Demek ki, bir iş adamı şunu yapa biliyorsa devlet hay hay yapar. Sadece vatandaşı düşünmek lazımdır.

 

Akif bey bizim memleketi merak edir. Belediye sisteminin nasıl çalıştığını öğrenmek istiyor. Neden uzayıp uzayıp Azerbaycan  topraklarına kavuşan bir memleketle  ortak projelerinin olmadığını soruyor. Bense konuyu değişirem. Azerbaycan’ın Cumhurbaşkanı seçimlerinde röportaj aldığım bir İcra Başçısının-vali ve belediye başkanı görevini kendisinde  birleştiren makam sahibi ile röportajda adam göğsü kabara kabara; ‘ devlet başçımız bizi sürekli ülke dışına; Avrupa’ya gönderiyor ki,  oradaki idare etme sistemini öğrenek, onların tecrübelerinden  yararlanak.’ Diye söylemiş ve  ‘Şu yeşil ahşap kale var ya ben Paris’in köylerinde gördüm ondan. Getirdim kendi ilimize de yaptırdım. Değişik bir görünüm veriyor il merkezine değil mi?’- değip övünmüştü.  Adamın sorusunu cevapsız bırakmıştım o zaman. Şimdi içimden Çat’a gelin demek geçirdi onlara; gelin idare etme nedir, nasıl olur, insana önem vermek, vatandaşın yaşam kalitesini yükseltmek için çalışmak nasıl olur  öğrenin demek geçiyordu ve bu daveti Kadıköy belediye başkanına iletmek arzusu da kıpırdanırdı kıpır kıpır. Adam Dağların arasında, karların altında mücadele verir. Dünya standartları kalitesinde yaşam alanına dönüştürür Çat’ı.    Azerbaycan’la Türkiye arasında daha sağlam köprü oluşturmak acısından birkaç fikir alış verişinde bulunup vedalaşırız.  Akif beyin zamanını almak gözleme odasındaki  ağsakal ve yaşlı insanların hakkına girmek. Her kes derdini almış bu adama koşmuş. Günlerin kısa olduğu bu memlekette; havası daha soğuk- Erzurum merkezde güneş varken soğuk rüzgar esen, yağmur nağme söyleyen Çat’ın uzak köylerinden gelen insanın hem de geri dönme acelesi var. Odur ki bir daha el sıkışıp vedalaşırız.

 

 

 

 

Özel Kalem Müdürü Nergis Yaşar hanım ve Basın ve Hakla İlişkiler Danışmanı Kurşat Taş ile sohpetleşiriz. Erzurum’da da, adım attığım  her Türkiye ilinde, insanında ayrıca bir sevgi var Azerbaycan’a. Ama Erzurum’da  daha fazladır söylersem doğru olur. Belki ne zamansa bir çatı altında buluşmuş dedelerimiz, belki aynı topraklar olmuşuz sonradan sınırlar çizilmiş. Her ne ise Azerbaycan destanlarında anılan Erzurum insanının kalbinin derin bir yerinde hep kıpırdayan o sevgiyi Çat’ta da görüyorum.

Çat merkezde boydan boya Işkın ve Çaşır Festivali yazılmış panoları okurken aklıma kendi illerimizin limon, elma, nar festivali takılıyor.  Bu festivallerde gördüklerimden sonra  büyük bir yazı yazmıştım. Kültür Bakanımızın  her ilde böyle festivaller  düzenleyecek beyanına cevap olarak sormuştum; ‘Azerbaycan’da düzenlenen ilk Nar festivalinde narın  fiyatı öyle uçmuştu ki altın fiyatlarını neredeyse geride bırakmıştı,  şimdi limon,  çay, ne bileyim, sarımsak festivalleri düzenleyip insanları böyle mağdur mu edeceğiz?’ Nergis hanım ve Kürşat beyden aldığım cevaplar  ise farklı oldu.  

-Tüm  memleketin kendine özgü nimeti var. Çat dağlarında daha çok çaşır ve ışkın biter. Toplarlar, pazara çıkarırlar bu sebze türü yiyeceği. Nisanın son haftasında boy vermeğe başlar, mayısın ortasında biter çaşırın, ışkının bayramı.  Türkiye’nin açlık dönemlerinde  dünya savaşları zamanı doğanın bu nimeti Erzurum insanını ölümden kurtarmış. Hem çok faydalı, hem de doyumluk. Türlü türlü pişirirler, konservesini yaparlar, turşusunu tutarlar. Doğanın verdiyi nimeti değerlendirmek lazım. Aslında bu festivallerin amacı budur. Doğaya bir teşekkür borcumuz var. Artı elimizdeki nimetin kıymetini bileceğiz, onunla buluşmamış bayram olacak. Tabii daha bir nüans var; bu da dağlardan  toplanmış bu nimetin pazara çıkarılmasıdır, pazarcılarımız direkt yerinden alacak, insanından alacak ve araya kimseler girmedikçe köylü elindekini uygun bildiği fiyatla satacak.  Pazar tezgâhlarında da pahalık olmayacak. Festivallerin amacı bu aslında. 

 

 

Çat’tan hoş duygularla ayrılıyorum. Geri yolculuğuma Nergis hanım ve Kürşat bey eşlik ediyorlar.
Türkiye’de ikamet etmeğe başladığım beş yılda ilk defa   kafamı, düşüncelerimi meşgul eden bir soruya cevap bulmuşum; Türkiye’de vatana, insana hizmet vermek için demek ki hangi parti mensubu olduğun değil de, nasıl bir kişiliğe sahip olman önemli.

20 dakika falan geçir Çat’tan ayrılışımızdan. Bir o kadar zaman sonra Erzurum merkeze varacağız.   Rüzgar dinmiş, yağmur durmuş artık. Memleketin bir ucunda kış, öbür ucunda yüzünde gülüş bizi bekliyor güneş.
Burası Erzurum.

Henüz yorum yapılmamış

Yorum yap