24 Nisan… Kurbanlarımızı Anıyoruz; Talat Paşa…

0
1836


…Ermeni soykırımı Türk düşmanlarının uydurduğu bir yalandır..
Talat Paşa: Köylü çocuğuydu, Türk devriminin sadrazamı oldu!
15 Mart 1921 günü Berlin’de İngiliz gizli servisinin kiralık adamı Ermeni militan Tehlirian tarafından tabancayla vurularak katledildi.

Davası da uyduruk bir mahkeme süreciyle kapatıldı. Talat Paşa, fedai kuşağı Türk devrimcilerinin teşkilatçı lideriydi.

Türk devrimine büyük hizmetlerde bulundu. Emperyalizme karşı büyük saldırıyı göğüsledi. Osmanlı’nın paylaşılmasını gördükleri için, önce güçlü bir ordu yarattılar. Bunun kurmayı Enver Paşa’ydı. Çanakkale Zaferi onların eseriydi. Dünya Savaşı’nı uzatarak Çarlık Rusya’sının çökmesini ve Boşlevik Devrimi’nin gelmesini hızlandırdılar. “Güneş batmaz” denilen İngiliz emperyalizmine kök söktürdüler. Büyük darbe vurdular ve hızla çöküşe sürüklediler…

Kapitülasyonların kaldırılması, milli ekonomiye geçiş, çağdaş kurumların ilk nüvesinin oluşması, halkçılık ve köycülük; kadın hakları, eğitimin yaygınlaştırılması, laikliğin ilk uygulamaları, basın hürriyeti ve sosyal hayatın canlanması yine onların eseriydi.

Talat Paşa fedai vatansever kuşağın öncüsüydü. Büyük bir teşkilat kurarak, gelmekte olan felakete karşı set oldular. Cumhuriyet Devrimi’nin yolunu açtılar. Tarihe “Jön Türkler” namını onlar hediye etti.

Talat Paşa ve dava arkadaşları vuruşarak öldü: Resneli Niyazi (17 Nisan 1913 günü Arnavutluk’ta vatana dönerken şehit oldu), Süleyman Askeri Bey (14 Nisan 1915 günü Basra’da İngilizlere karşı savaşırken şehit oldu), Enver Paşa (4 Ağustos 1922 Tacikistan’da Ruslarla giriştiği çatışmada), Cemal Paşa (22 Temmuz 1922, Tiflis’te Ermeni kurşunuyla), Sadrazam Said Halim Paşa (6 Aralık 1921, Roma’da Ermeni kurşunuyla) ve Dr. Bahattin Şakir (17 Nisan 1922 günü Berlin’de arkadaşı Cemal Azmi Bey ile birlikte Ermeni militanlar tarafından katledildi).

Meclis-i Mebusan Reisi Halil (Menteşe) Bey onu şöyle anlatır: “Bulgaristan Kırcalı’nın bir köyünde 1874’te fakir bir köy çocuğu olarak dünyaya gelen Talat, rüştiye tahsilini Edirne’de yapmış, Selanik’te hukuk mektebine devam etmişti. 18 yaşında Edirne telgrafhanesine kayıt memuru olarak girmiştir. Avrupa’dan gönderilen gazetelerle mecmuaları dağıtırken yakalanmış, arkadaşı Faik Bey ve Hoca İbrahim Efendilerle üç sene kalebentlik cezasına mahkûm olmuştur. İki buçuk sene sonra tahliye edilmiştir. Talat Bey, Selânik’te ikamete memur edilmiş. Tekrar posta memurluğuna başlamıştı.

1903’te de postahane başkâtipliğine terfi alarak tayin edilmiş, orada da Avrupa’dan gelen gazete ve mecmuaları kendi eliyle dağıtmaya koyulmuştur.” Gazete dağıtmakla devrimin olmayacağını da ileri sürerek, Abdülhamit’i devirmek için harekete geçer. (Halil Menteşe’nin Hatıraları, Hayat mecmuası, 1967)

Talat Paşa, 1 Kasım 1918 gecesi arkadaşlarıyla birlikte işgalcilerin eline düşmemek için yurtdışına çıkmak zorunda kaldı. Talat Paşa, uzun süre Almanya’da kaldı. Oradan Mustafa Kemal Paşa’ya mektuplar göndererek giriştiği Milli Mücadele’yi tüm kalbiyle desteklediğini bildirdi.

Atatürk de ona ayrı bir değer verirdi: “Öyle sanıyorum ki Enver Paşa ile aramızda en büyük fark da birimizin gerçekçi, diğerimizin hayalci oluşudur. Bakın, Talat Paşa onun gibi hayalci değildir. Kendisi ile iyi anlaşıyorduk. Hatta Milli Mücadele’ye atıldıktan sonra şehit edilmeden önce bana Berlin’den mektuplar göndermiş, tutmuş olduğum yolu övmüştü.” (Sabiha Gökçen, Atatürk’ün İzinde Bir Ömür Böyle Geçti, Hazırlayan: Oktay Verel, THK Yayınları, İstanbul, 1982, s.157)

Talat Paşa ve arkadaşları hakkında “Birinci Dünya Savaşı’na macera için girdiler. İmparatorluğu dağıttılar” suçlaması yapılır. Bunu da Atatürk, Sabiha Gökçen’e anlattığı anılarında şöyle yanıtlar: “Ya tarafsız kalarak savaşın sonunda galip gelecek devletlerin bizi koyun gibi parçalayıp yemelerini beklemek ya da tarihimize ve şanımıza yakışır bir biçimde döğüşerek postumuzu elden geldiğince pahalıya satmak! Savaştık, Çok iyi savaştık. Balkan Savaşı’nın Türk silahlı kuvvetlerine sürmüş olduğu lekeyi temizledik.” (Gökçen, s.157)

Talat Paşa ve partili arkadaşları düşman eline düşmemek için, yurtdışına çıkma kararı alırlar. Talat Paşa yurdu terk etmeden önce Saray’ın penceresinden Boğaz’a bakar ve gözyaşları içinde yanık bir türkü söyler. Sonra da ağzından şunlar dökülür: “Halilciğim! Kaybettik memleketi!..” Berlin’de de hep vatan için uğraşır. Kemalist hareketi canla başla destekler. Mustafa Kemal ona ayrı bir saygı duyar… Bir gün annesine “Anacığım, ben nasıl olsa yatağımda ecelimle ölmem. Beni muhakkak öldürürler. Kendinizi bu akıbete hazırlayın”(Halil Menteşe, 1967) demişti.

talat2

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.