‘Nesimi 650’ Diasora Gençlerin Yaz Kampı Bitti.

‘Nesimi 650’ Diasora Gençlerin Yaz Kampı Bitti.


Azerbaycan Diaspora İle İş Üzere Devlet Komitesi’nin düzenlediği “Nesimi-650 Diaspor Gençlerin Yaz Kampı bitti.

10 günü kapsayan program içinde çok güzel ve önemli çalışmalar yaşandı. Azerbaycan Diaspora İle İş Üzere Devlet Komitesi’nin düzenlediği “Nesimi-650 Diaspor Gençlerin Yaz Kampı’na gazeteci gibi davet aldığımdan orada yaşadığımız her saati içeren olmasa da her günü sergileyen bir yazı yazacağım. Amacım; Gençlere yönelik bu projenin önemini gözler önüne sermektir.

 

I Yazı

…Türkiye’ye taşındıktan sonra Azerbaycan’a bir defa sefer etmiştim ve hala çocuk sayılacak yaşta idim. Odur ki Sabiha Gökçen Hava Limanında  uçağa binme prosesinde o kadar heyecan yaşadım ki  yanımdaki teyze ‘İlk defadır mı gidiyorsun’ diye sual etmekten kendini tutamadı.

Uçak bileti geri dönüşümlü olarak Azerbaycan Diaspora İle İş Üzere Devlet Komitesi tarafından alınmıştı. Bir hafta Şamahı ilçesinde kurulmuş kampta yaşayacaktık. Kampın ana konusu Azerbaycan Cumhur Başkanının Fermanı ile 2019 Nesimi İli ilan olunmuş deha İmadeddin Nesimi irsi ve edebiyatımız ve kültürümüzle daha derinden  tanışlık idi. Hiç adını duymamıştım. Kampa gidenler arasında ismimin olduğunu bilende ilk işim bu isimle bağlı araştırmalar aparmak oldu. Google Arama Sisteminden ne buldumsa o. Oku, oku bitmez. Çok heyecanlanmıştım. Hem de rahatsız olmuştum. Ama kampta olduğum bir hafta boyunca bu şairin hakkında düzenlenen her toplantı sırasında yeni bilgi edindiğimiz Nesimi ve irsi ile bağlı bilgilere ulaştıkça heyecanım geçiyor yerini çok büyük faharet ve onur duyguları alıyordu. Ben bu ismin mensup olduğu bir milletin üyesi idim. O kadar gururlanıyordum ki, yazışmalarımın birinde anneme bile kızmıştım. Neden bana bu isim, onun yazdıkları ve edebiyatımız hakkında konuşmayıp. Annem de bana uzun uzun bir sinema filminin linkini gönderdi. O geceki Whats App tartışmasında anladım ki ben de çocuğuma hala şimdiye kadar Azerbaycan’dan bahis etmemişim.

Yaz Kampı’nın açılış töreni Bakü’de oldu.

52 ülkeden gelen Azerbaycanlı gençler Azerbaycan Diaspora İle İş Üzere Devlet Komitesi’nin resmilerinin rehberliyi ile  Ulu Önder Haydar Aliyev’in mezarını ve Şehitliği ziyaret etti.

Ulu Önder hakkında bilgilerim oradaki gençlerin hepsinden fazlaydı. Bütün küçüklük hatırlarım bu isimle bağlıdır çünkü. Ulu Önderin defin merasimine bile katılmıştım. Onun vefat haberinin alındığı gece Bakü şehrindeki kargaşa ve heyecan, insanların deste ile Ulu Önderin çalıştığı binanı ziyarete gitmeleri ve nihayet defin merasimi. O günler hafızamda azacık geçmişin tozuna bürünmüş ve uzak bir tarih gibi kalıyor. Her gün mermer başmaklarla 2. Katta yerleşen ofisine kalktığımız, sandalyelerinin üstünde büyüdüğüm ‘Yeni Azerbaycan’ gazetesinin çalışanları, ofisin uzun dehlizinde masanın üstüne koyulmuş geniş alınlı bir adamın portresi ve o portresinin önüne koyulan çiçekler ve yakılmış mumlar. Aklıma gelmezdi ki bu hatıralar bu kadar net şekilde hafızamda kala bilir. Elimdeki çiçekleri   mezarın üstünde  dikilmiş heykelin önüne koyuveririm. İçimdeki minnettarlık hissinden gözlerim yaşla doluyor. Annemin memleketinde, anaannemin odasında; eski vitrinde  bu adamın birkaç tane resmi ile beraber daha bir nece eşya var ve aneanne  onlara kimsenin dokunmasına  izin vermez. Şehit olmuş oğlunun resimleri ve ondan hatıra kalan bir avuç kurşun, siyah iplikli madalyon, birkaç tane gazete. Bütün bunları hatırladıkça ağlamak istiyorum. Eski köy evinin kokusu doluyor burnuma. İlk defa Azerbaycan’ı özlediğimi hissediyorum ve büyüdüğüm Bakü; sokakları, çocuk eğlence yerleri, oyun oynadığımız parkları ile canlanıyor gözlerimin önünde.

Ziyaretimiz Şehitlikte devam ediyor. Uzun hıyabanda uyuyan yiğitlerimizin önünden saygı ile geçiyoruz. Evet! Bura geldiğimiz günlerimizden aklımda kalan isimleri arıyorum. Gazeteci kahramanları. Salatın Asgerova’nın ailesi ile tanışlığımızı, onun annesi ile yapılan röportajlara katıldığımı çocuksu bir kurula  yanımdaki kıza söylemekten kendimi tutamıyorum. Kız kısık sesle ‘o kim’ diye soruyor. Tanışırız, söylerim sonra diyorum.

Bizi ziyarete götüren otobüslere biniyoruz ve rehberin bilgi edindiği gibi toplantı mekanına yol alıyoruz.

Yan koltukta oturan başka bir kızdır odur ki bildiklerimi konuşmaya fırsat bulamıyorum. Camdan seyir ettiğim sokakların hiç biri tanıdık gelmiyor. Boz ve kirli  İstanbul sokaklarından sonra kendimi masallar alemine gelmiş gibi hissediyorum.  Biri birinden güzel binalar, parklar ve fevvareler. Bu benim tanıdığım şehir değil. Daha yeni ve güzelleşmiş bir Bakü’dür. Salonu şarkı söyleyen, dans eden gençlere bırakıyorum ve toplantı yerine kadar olan mesafeni rahatlamak, içimdeki fırtınanı yatırmak, eski günlerin 10 yaşlı kızı olmak için oturduğum koltuğa gömülüp gözlerimi kapatıyorum.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

İlk Toplantı

İlk toplantı Azerbaycan Diaspora İle İş Üzere Devlet Komitesi resmilerinin katılımı ile gerçekleşti.

Başkan Fuat Muradov konuşmasını çok önemli konulara değinerek dünyada Azerbaycan’ın geldiği nokta, topraklarımızın işgali ve maruz kaldığımız enformasyon savaşı üzerinde kurdu. Ülkenin dış politikasında enformasyon savaşının rolü ve o savaşta bizlerin; dünyadaki Azerbaycanlıların rolünden konuştu.

Çok önemli bu konuyu II yazıda özel olarak yazacağım.  I yazının sonunda sadece not olarak düşüm ki yaz kampı geçleri bir çok devlet resmileri ile;  Göçmenlerle İŞ üzere devlet Komitesi’nin başkanı  Rövşen Rzayev, Şamahı  meri  Tahir Memmedov, Geçler ve Spor Bakan yardımcısı  Ferhad Hacıyev, Azerbaycan Gencler Fondu İcra Müdürü  Ferid Ceferof, Millet Vekili Tahir Mirkişili, “Regional İnkişaf” Sivil Toplum Örgüt Başkanı  Cemil Aliyev’le görüşler oldu.

Enformasyon  Savaşı hakkında ise yarın okuyacaksınız.

Aydan Hakverdi Ceylan