Atatürk’ün bilinmeyen özellikleri

0
3515

Mustafa Kemal Atatürk’ün en yakınındaki isimlerden Hacı Tevfik’in torunu, kütüphanecisi ve özel kalemi Nuri Bey’in oğlu Mustafa Kemal Ulusu’dan Atatürk’e ait önemli anektodları Abbas Güçlü ile Genç Bakış programında anlattı.

Neleri sevmezdi?

 Diktatör değil, tek adamdı. Eşiyle pek severek evlenmediği ve asıl aşkının Fikriye Hanım olduğu bir gerçek.

Uyumadan 48 saat çalışırmış. Babam 5000’e yakın kitap okuduğunu söylerdi. Okuduğu her kitabı babam da okuyordu. Çünkü sorardı. Savaşlarda cephelerde bile tarih kitabı okurmuş.

Boyu 1.74, elleri çok ufak. Tıraşını kendisi olmazmış.

Fenerbahçeli fakat futbolla çok alakadar değilmiş.

Güreş’i çok severmiş. Zaman zaman köşke pehlivanları çağırarak güreştirir, para yardımları yaparmış

 

İyi bir biniciymiş, yüzmeyi çok severmiş.

Silaha çok meraklı, iyi bir atıcıymış.

Yemekle çok arası yok. En çok kuru fasulye pilav sever.

Sürekli içer miydi?

Atatürk’ün her sofrasında içki olduğu söyleniyor. Böyle bir şey mümkün değil. Çalıştığı geceler kesinlikle içmezmiş.

Yanında hiç para taşımazmış. Yanındaki çalışanlarının hiçbirini zengin etmemiştir.

Fevzi Çakmak geleceği zaman sofrasında içki olmazdı. Ona karşı büyük saygısı vardı. Köşkte kapıda karşıladığı tek kişiydi.

Çok şık giyinirmiş. Ayakkabılarına çok dikkat edermiş. Kılık kıyafete çok dikkat ederdi. 1930’larda Adana’da, Karadeniz’deki kadınların kıyafetleri çok modern.

Babam ve şoförüyle gece yarısı köşkten çıkan biri. Kimseden korkmazdı. Halkın içindeydi.

Manevi kızı Afet İnan onun hayatında çok önemli.

Babam Atatürk öldüğü anda yanındaydı. Babam seve, öpe, okşaya fanilasını, iç çamaşırını kesiyor, ağzını siliyor. Bunlar hep babamdaydı.

Liderler öldükten sonra maskının alınması gerekiyor. Babam onu da yapıyor.

Atatürk ve din

Kuran-ı Kerim’i Türkçeleştiriyor.

Kuran okununca çok duygulanan, ağlayan bir insan. Babam bizzat gördüm derdi. Ayasofya’da Kuran okunduğunda Dolmabahçe’de naklen radyodan dinleyince gözlerinden şakır şakır yaş gelmiş.

Hazreti Muhammed’i en büyük komutan olarak biliyor ve söylüyor.

İslamiyet’e çok saygı duyarmış. Dolmabahçe Sarayı’nda sabahın gün ışıklarına kadar devam eden bir düğünde ezan vakti Atatürk manevi kızı Nebile’ye “Hadi bir ezan oku” diyor. Ve okumaya başlıyor. Babam “Tam yanı başındaydım, gözlerinden damla damla yaş aktığını gördüm” derdi.

Kimsenin kıyafetine karışmazdı. Batı’yı Türkiye’ye getirmeye çalışıyor. Benim babaannem çarşaflıydı. Köşkte çarşafıyla geziyordu.

İsmim O’nun vasiyeti

Bir gün babama “Ne mutlu sana bir ailen, yavruların var. Allah bana vermedi ama milletimin babalığını nasip etti, onunla avunuyorum. Biliyorum, erkek çocuk istiyorsun. Beni ne kadar çok sevdiğini biliyorum. Ömrüm vefa etmez ise vasiyetimdir, adını Mustafa Kemal koy” diyor.

Soyadımızı da koymuştur. Dedem Hacı Tevfik’in denizci olması sebebiyle “Ulu Su” adını koymuştur.

Atatürk Etnografya Müzesi’ni hiç beğenmezdi. Orada o kadar uzun yıl kalmasını babam içine hiç sindirmiyordu. Babamın en çok üzüldüğü mevzudur oraya defnedilmesi.

Babam İnönü’ye kırgındı. Askeri dehasını takdir ederdi. Ama Atatürk’e karşı olan bazı yaşanmış olaylarını biliyordu. Atatürk kıskanılmayacak bir insan değildi. Atatürk, Celal Bayar’ı Başbakan yaptıktan sonra küslük başlıyor. İnönü hazmedemiyor. 

Atatürk tamamıyla Batılı düşüncelere açık bir insan. İnönü daha tutucu!

Atatürk’ün İnönü’ye karşı bir vefası vardı. Çocuklarına o yüzden sahip çıktı.

Hasta olduğu dönemde, Atatürk İnönü’yü görmek istiyor. Ama İstanbul’a gelmesi önleniyor. Suikast yapılır diye.

Atatürk’ün çok sevdiği Florya Deniz Köşkü’ndeki hatıralarından Pera Palas’taki odasına, Şişli’deki Pembe Ev’den Dolmabahçe’deki Saray günlerine işte Ulu Önder’in İstanbul’u…

Atatürk’ün birbirinden değerli İstanbul anılarını, vefatının 77’nci yıldönümünde Deniz Köşkü’nde konuşmak üzere,İstanbul Üniversitesi Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi bölümünden Yrd. Doç. Dr. Hayrünisa Alp ile buluştuk.

-Atatürk’ün İstanbul’unu bize anlatır mısınız? İstanbul O’nun için ne ifade ediyordu?
İstanbul Atatürk’ün, hayatının belki de en mutlu günlerini geçirdiği şehir. Ayrıca birçok devrimi de bu şehirde gerçekleştirdi.

1899- 1919 ve 1927-1938 yılları arasında İstanbul’da geçirdiği her an anılarla dolu. Atatürk’ün ilk kez Harp Okulu’na başladığı günlerde geldiği İstanbul, hayatının önemli bölümünü geçireceği, kendisinde hayranlık uyandıran bir şehir halini aldı.

Manastır Askeri İdadisi’ni bitirdikten sonra 13 Mart 1899 günü bugün genel merkezi Ankara’ya taşınmış olan o zamanlarda Pangaltı’da bulunan Harbiye Mektebi’nde İstanbul’da oku

maya başladı. 1900’lü yıllardan 10 Kasım 1938’de aramızdan ayrılışına kadar İstanbul’da pek çok anı yaşamış, tarihi günlere şahitlik etmiş, kendisi ve Türk milleti için tarihi baştan yazacak devrimlere İstanbul’da öncülük etmiştir.

‘SELANİK’TEN SONRA EN SEVDİĞİ ŞEHİR İSTANBUL OLDU

’ Yaz tatillerinde Selanik’ten İstanbul’a gelen Mustafa Kemal Harbiye’ye gelişinde şöyle söylemişti: ‘Osmanlı Devleti’nin temellerinin daha hızlı çatırdamakta olduğunu bu sefer daha iyi hissettim…

Rumeli’de Sırp, Rum, Bulgar komitecilerini besleyen Ruslar buraları bizden bütünüyle koparmak çabasındalar, ordularımızın başında bulunan komutanlar aciz. Abdülhamid ise Avrupa’nın politikasından bütünüyle habersiz.’

Trablusgarb savaşı için henüz yola çıkmamış Selanik’te Beyaz Kule’de sınıf arkadaşı Ali Fuat (Cebesoy) ile konuşurken ‘Müteessirim doğup büyüdüğüm Selanik acaba Türklerin elinde kalacak mı?… Ah, Selanik, seni bir daha Türk olarak görebilecek miyim?’ derken gözlerinden yaşlar süzülmüştü. Balkan Savaşları sonrası elden çıkan Selanik’in Misak-ı Milli sınırları dışında kalması Atatürk’ün ömrü boyunca içinde bir ukde olarak kalacaktı.

 

İstanbul, zaman içinde Selanik’ten sonra en sevdiği şehir oldu. Trablusgarb Savaşı’ndan sonra artık tekrar Selanik’e dönmedi. Zübeyde Hanım ve Makbule Hanım da Beşiktaş’taki Akaretler’de 76 numaralı eve yerleşti.

 

 

KURTULUŞ MÜCADELESİNİ ŞİŞLİ’DEKİ PEMBE EV’DE PLANLADI

Kurtuluş mücadelesine başlayacağı 3 Kasım 1918 günü Üsküdar’dan kayığa binen önder, o gün ‘Düşmanlar geldikleri gibi gidecekler’ demişti.

Bir tevafuk eseri Mustafa Kemal’in İstanbul’a geldiği gün boğaza demirleyen İngiliz, Fransız, Yunan ve İtalyan kuvvetlerinden oluşan 54 parçalık donanma 3 senelik zaman zarfında geldikleri gibi gitmek zorunda kalmışlardı.

 

İlkin ülkenin çok da parlak görünmeyen geleceğini İstanbul’da birtakım kurtuluş çareleri araştırarak geçirdi Atatürk. 3 Kasım 1918’den 16 Mayıs 1919’a kadar geçen 6 aylık süreçte “Şişli’deki Pembe Ev”de kaldı.

 

…………………………………….

 

http://www.gazetevatan.com/ataturk-un-bilinmeyen-ozellikleri-43500-galeri-yasam-fotogaleri/?Sayfa=40

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.