Furkan Azeri: ‘Suriye’de Adı Konulmamış 3. Dünya Savaşı Yaşanıyor’

0
2079

‘TİMETURK’de   kurallara uyulmasa haber merkezi o haberi kesinlikle girmez’

time

Onunla yalnız bir defasında görüştüm. Muhtemelen beni hiç sevmedi. Ortak noktaya gelemediğimizdendi galiba.  Artı farklı düşüncelerin insanları idik. Ama onun bir özelliği gözümden kaçmadı. Benim toprağımdı bu çocuk, banim üç renkli bayrağımın altında büyümüştü.  Şivesinden anladım hemen. Suriye’ye gidecekti. Acelesi vardı. Dartış martışla, bir bardak çay içe bildik. Parasını da o ödedi. Ben davet etmiştim ama. Çaykolikem ya, zor sorular bir anda çözüler çay sofrasında benim için. Garsonun getirdiği hesap defterini elimden bir az setçe alması da yüreğimi gururla doldurmuştu. Benim milletin erkeği böyle; hayatta oturduğu sofranın masrafını kadına ödetmez. Bu bizim gelenek göreneğimizdir. Bu kadar basit. Vedalaşırken aklım onda kalmıştı; ölümün ta üstüne yürüyecekti. Bir yıl önce de beraber çalıştığı arkadaşını rehin aldılar ve öldürdüler. Bunu bildiğimi sofrada ona söylemedim. Felaket kuşu gibi o cehenneme giderken ben de acı hatırları  ötüp durmak istemedim.  İstanbul’un göbeğinde modern bir çay evinden ayrılıp ölüme yürüyen bu adamı ardından uzun uzun seyir halinde kalmıştım. Yüreğimin içi sızlamıştı; neden hep ölüm izler bizi. Neden??? Sorumun cevabı yok ki. Sadece Allah seni korusun  çocuğum söyleye  bilmişti içimdeki ses, git, benim medya arkadaşım, hayat sana yar olsun. Ve üstünden bir yıl sonra, tanışlığımızın 2. yılında bu röportajı yazarken anlamıştım ki, Furkan Azeri de onun takma adıdır. Bir daha sevmiştim bu çocuğu. İsmindeki Azerbaycan kelimesindeki alıntıdan yana.

 

 

-Özgeçmişin lazım bana.

-Aslim Azerbaycan…  Annem Azerbaycan’ın Zakatala ilçesinden. Uzun müddet orada yaşadım. Medikal Kolej. Sonra  İstanbul Üniversitesi Sağlık Meslek Yüksekokulu ve aynı üniversitenin gazetecilik bölümü. Çeşitli dergilerde, gazetelerde ve sitelerde yazılar yazdım. Düşüncemde akademik kariyer yapıp, üniversitede siyasal bilimler üzerine hocalık görevini kazanmak. Aslında bir ara diplomat olmak falanda aklımdan geçiyordu ama 2011 senesinde Suriye halkı Esad rejimine karşı ayaklanınca gazeteci olarak bölgeye gitmek zorunluğu duyumsadım. 2012-2013  senesinde gazeteci olarak Suriye’de bulundum. Orada olduğum zamanda IŞİD fitnesi/belası/terörü çıkınca geri döndüm. Bir müddet sonra tekrar bölgeye gittim. O gün bugündür  Suriye meselesiyle ilgileniyorum ve bu konuda yazılar, röportajlar ve haberler yapıyorum.

 

-Haber ajansına da daveti bu yüzden aldın mı?

 

  • Eğitim sırasında ve sonralar çeşitli dergi ve  gazetelerde farklı isimlerle ile yazılar yazıyordum,

fikir beyan ediyordum, bazı ortamlarda meselelerin ve problemlerin nedeni, sonucu ve problemleriyle ilgili konuşmalar yapıyordum.

Tabi bu yazılarımı, düşüncelerimi kitleler okumasa da bazı önemli gazeteciler, sivil toplum liderleri ve medya mensupları okuyordu, beni biliyorlardı. Özellikle Suriye meselesinde çektiğimiz fotolar, yazdığımız yazılar ve yorumlar birçok kesimin dikkatini çekiyordu. Bir gün İstanbul’da  çok sevdiğim bir abi beni TİMETURK genel yayın yönetmeni Nevzat Çiçekle tanıştırdı, ve onlarla çalışma  teklifi edilende kabul ettim ben de. Böylece oldum Timeturk’lü. İlerleyen zamanlarda bir çok kurumdan, AJANSDAN teklif aldımsa da Timeturk’de  kalmayı tercih ettim.

 

– Haberlerin hep savaş meydanlarından. Zaten dünyadaki riskli işlerin sırasında yer aldığını biliyoruz gazeteciliğin. Ve her gün ölüm, rehin alınma ve itkin. Seni oralara çeken nedir, bu kadar rahat çalışma ortamları varken?

 

-Ben başka bölgelerle ilgili de haber yapabilirim, farklı coğrafyalara gide bilirim, nitekim bazen Kafkasya ile ilgili haber yapıyorum ama zamanımızda çoğu insanın yaptığı gibi her şeyle, bilmediğim, ehil olmadığım konularla, meselelerle ilgilenmek istemiyorum. Hani demişler ya ‘’Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmayın’’ diye. Bunun gibi onun için şahsen düşünüyorum ki; bir gazeteci ya da muhabir her konuyu yazmaması her şey ile ilgili fikir söylememesi lazım. Onun için  Ortadoğu, özelde Suriye ile ilgili haber yapıyorum. Tabi savaş bölgelerinde çalışmak haber yapmak risklidir, zordur nitekim bugüne kadar çok gazeteci arkadaşımız   Esad rejiminin bombalaması sırasında hayatını kaybetti.  Âmâ biz kadere inanan insanlarız. Hem artık alıştık korkuyu yendik, düşünün Suriye’de sadece özgürlüğünü, en temel insan haklarını isteyip talep ettiği için 400 bin insan varil bombalarıyla, kimyasal silahlarla ve en acımasız metotlarla katledildi. Bunların 20 bine yakını çocuktur, bir kısmı kadındır.  6 milyona yakın insan evinden barkından oldu mülteci pozisyonuna düştü, sadece 12 bin kişi rejimin işkence merkezlerinde öldürüldü,10 binlerce insan sakat kaldı, kalmaya davam ediyor, şehirler yıkıldı. Bu rakamlar İngiltere merkezli uluslararası insan hakları gözlem evinin rakamları, ki dünyada saygın kurumlar bunu kabul ediyor. Bu kadar insanın öldürüldüğü, haksızlıkların, zulümlerin yaşandığı bir yere duyarlı olmak bir insan olarak bizi ilgilendiriyor.  Onun dışında Suriye’de adı konulmamış bir 3. Dünya savaşı yaşanıyor, bölgede Rusya-İran-Çin var yani doğu bloku, ABD Avrupa var, batı bloku, Arap dünyası hali ile orada, Türkiye’de büyük bir aktör…3 senedir dünyada en fazla konuşulan mesele Suriye. Hal böyle olunca da bizimde ilgimizi çekiyor ve çekmelidir.

 

-Savaş haberleri ile tanıştık seninle. Haberci tarafsız olmalı kuralı var ama bu kural hep gevşetilir, bozulur…

Aslında bu doğru bir kural, yani biliyorsunuz haber, köşye yazısı/yorum, analiz bunlar farklı şeyler… İnsan köşe yazısı yazarken bir meseleyi analiz ederken veya bir konuya tepki verirken istediğini yaza bilir, eleştirir itiraz eder bu onun en doğal hakkıdır okuyucu beğenir, taktir eder veya etmez ama haber yaparken kesinlikle tarafsız olunmalı, yorum yapılmamalı ve 5n 1k kuralına mutlaka uyulmalıdır nitekim benim haberlerimde kesinlikle böyledir zaten TİMETURK’de bu kurallar vardır bu kurallara uyulmasa haber merkezi o haberi kesinlikle girmez.

-Ölüm ve kan ya seni izler ya sen onları. Unutamadığın  anılar?

furkan2

 

-İlk başta yani 2012 senesinde falan bu soruları sorulunca bir cevap veriyorduk ama şimdi artık o kadar acılar, ölümler, zorluklar yaşandı ki hangi birini anlatsa insan bilemiyor. Belki her hafta telefonumuzun rehberine bakıp en az 5 kişiyi siliyoruz, çünkü dün tanıştığın,  birlikte yemek yediğin insanlar bir bakıyorsun evlerine bomba düşmüş ölmüş. Veya telefonla birini arıyorsun başkası açıyor ‘’onun artık şehit olduğunu söylüyor’’…

 

Kaç muhabir  geri dönmedi. Mesela ben seni tanıyan biri gibi her defasında  senin gelişini aklımın bir köşesinde bekliyorum. Bir medya arkadaşı gibi merak ediyorum, acaba sağ salim geldi mi. Döneceğin yerde bekleyenlerini düşünürsen mi? Sana kıymetli olanlar, evindekiler?

 

-Suriye’deki istatistikler genel olarak hesaplanmıyor, çünkü genel olarak baktığın zaman sayı yüzlerce ifade ediliyor. Suriye’deki istatistikler ay be ay hesaplanıyor, örneğin Mart ayında hayatını kaybeden gazeteciler yada nisan ayında öldürülen insanlar vs. Resmi istatistiklere göre geçtiğimiz ay Rusya ve Esad rejimin saldırılarında 16 gazeteci hayatını kaybetti.  8 gazeteci yaralarında bunun 3 şu an çok ağır durumda.

-Muhabirler var dünya ünlü. Savaş muhabirleri var çok ünlü. İlla başına bir iş gelmesi lazım mı ünlü olmak için?  Furkan Azeri  o şöhreti neden yakalayamıyor?

– Birincisi maalesef bu kadar ölüme ve nerdeyse fiili 3.dünya savaşının yaşadığı yer olmasına bakmayarak Suriye meselesi dünyanın fazla ilgisinde değil. Dünya Suriye meselesini sadece IŞİD olarak görüyor, sadece IŞİD TERÖSÜNDEN bahsediyor. Tamam doğru IŞİD barbarlık yapıyor ve bu konuşulmalıdır, ama rejim IŞİD’in en az bin katı kadar adam öldürmüş. Yani Suriye’de artık bir günde ölü sayısı 30’u falan geçmeyince haber olmuyor, ikinci bir meselede ben medyada hedeflediğim işi yapıyorum. Yani Rusya ve Esad’ın zalimliğini en yalın haliyle, görüntülerle, vidoyla, canlı şahitlerle ispat ediyoruz. Türkiye’de araştırma yapılsa insanların %95 Esad’den nefret ediyor. Onun dışında elimizden geldiği kadar merkez medyaya kaynak oluşturuyoruz. Bizim servis ettiğimiz, bilgi, haber, görüntü genel olarak merkez medyada kullanıyor ve Suriye halkının acısı gündem oluyor, zaten istediğimizde bu. Bunun dışında bana TV’lerden çok teklif oluyor, buna ana akım medyada dahil fakat ben istemiyorum, televizyona çıkmıyor, dikkat etseniz ben kendimle ilgili bir şey yazmıyorum, paylaşmıyorum, önemli olan Suriye kıyamının sesidir.furkan13045602_568498519980315_107742391_n (1)

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.